Hızlı Erişim

Menü

SUÇ DUYURUSU...

21.08.2026
12

 

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN:

TUNCELİ BAROSU BAŞKANLIĞI -

Moğultay Mah. Dr. Mehmet Kahraman Cad. Özge İşhanı Kat:2 MERKEZ / TUNCELİ

E-Mail : tunceli@tuncelibarosu.org.tr

KEP     : tuncelibarosu@hs01.kep.tr

 

VEKİLİ/TEMSİLCİSİ:

BARO BAŞKANI, AV. DOĞUKAN KUDAT – (e-tebligat)

ŞÜPHELİ/LER:

1-TEİAŞ Genel Müdürlüğü bünyesinde söz konusu enerji iletim hattı projesinin planlanması, projelendirilmesi, ihale edilmesi, uygulanması ve denetlenmesinde sorumluluğu bulunan ve soruşturma sonucunda kimlikleri tespit edilecek kamu görevlileri,

2-Enerji iletim hattı, direk, servis yolu, kazı, hafriyat ve sair yapım işlerini fiilen gerçekleştiren yüklenici ve alt yüklenici şirketlerin yetkilileri ile saha sorumluları,

3-Gerekli izin, denetim ve koruma yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilecek diğer kamu görevlileri ve ilgililer.

SUÇLAR:

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet, 2872 sayılı Çevre Kanunu'na muhalefet, TCK'nın çevreye karşı suçlara ilişkin hükümleri kapsamında oluşabilecek suçlar, görevi kötüye kullanma ve yapılacak soruşturma sonucunda tespit edilecek sair suçlar.

D.KONUSU        :

Tunceli ili, Merkez ilçesinden Pülümür ilçesine doğru uzanan Pülümür Vadisi içerisinde, önemli bölümleri nitelikli doğal koruma alanı statüsünde bulunan sahalarda yüksek gerilim enerji iletim hattı direklerinin dikilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar sırasında ormanlık alanların tahrip edilmesi, ağaçların köklerinden sökülmesi ve kesilmesi, her bir direk noktasına ulaşım sağlanması amacıyla yeni yollar açılması, yamaçların ve kayaç yapısının bozulması, kaya parçalarının karayoluna ve çevreye düşmesine sebebiyet verilmesi, yoğun toz oluşması, Pülümür Çayı ile vadi ekosisteminin zarar görmesi ve insanların can ve sağlık güvenliğinin tehlikeye sokulması nedeniyle sorumlular hakkında soruşturma yürütülmesi, çalışmaların hukuka uygunluğunun ve tüm izinlerinin araştırılması ve gerekli koruma tedbirlerinin alınması talebidir.

AÇIKLAMALAR / SUÇ DUYURUSU NEDENLERİ -

1-Tunceli ili, Merkez ilçesinden başlayarak Pülümür ilçesine kadar uzanan Pülümür Vadisi boyunca TEİAŞ tarafından yüksek gerilim enerji iletim hattı kurulmasına yönelik kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalar kapsamında vadinin çeşitli noktalarına çok sayıda yüksek gerilim hattı direği dikilmekte, yalnızca direklerin yerleştirileceği sınırlı alanlarda çalışma yapılmakla yetinilmeyerek her bir direğin bulunduğu veya bulunacağı noktaya ağır iş makinelerinin ulaşabilmesi amacıyla yeni yollar ve servis güzergâhları açılmaktadır. Dağlık ve eğimli arazi üzerinde yürütülen bu faaliyetler nedeniyle doğal yamaç yapısı bozulmakta, toprak örtüsü kaldırılmakta, kayalık alanlara müdahale edilmekte, mevcut bitki örtüsü ortadan kaldırılmakta ve çok sayıda ağacın köklerinden söküldüğü görülmektedir.

2-Söz konusu çalışmalar sıradan bir alanda yapılmamakta olup, Türkiye'nin biyolojik çeşitlilik, doğal peyzaj, flora, fauna, su ekosistemi ve jeomorfolojik değerleri bakımından son derece önemli alanlarından biri olan Pülümür Vadisi'nde gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle faaliyetin yalnızca bir enerji iletim hattı veya altyapı çalışması olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir. Projenin bulunduğu her bir koordinatın tabi olduğu koruma statüsü ayrı ayrı belirlenmeli; enerji iletim hattı direklerinin, servis yollarının, şantiye alanlarının, kazı ve hafriyat sahalarının Nitelikli Doğal Koruma Alanı, Kesin Korunacak Hassas Alan, orman alanı ve diğer korunan alan sınırları içerisinde kalıp kalmadığı resmi haritalar ve koordinatlar üzerinden tespit edilmelidir.

Nitekim Munzur ve Pülümür Vadileri Potansiyel Doğal Sit Alanının önemli bölümleri koruma statüsüne kavuşturulmuş olup, alanın belirli bölümleri 28.08.2023 tarihli ve 7517 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Kesin Korunacak Hassas Alan olarak tescil ve ilan edilmiştir. Bunun yanında vadinin diğer bölümleri bakımından Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı statüleri bulunmaktadır. Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca çalışma alanının genel adına bakılarak değil, her bir direğin ve açılan her bir servis yolunun koordinatları ile doğal sit haritalarının çakıştırılması suretiyle yürütülmesi zorunludur.

Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsü, bir alanın yalnızca isim olarak koruma altında bulunması anlamına gelmemektedir. Bu statünün temel amacı doğal yapısı değişmemiş veya çok az değişmiş alanların, doğal süreçlerin, ekolojik bütünlüğün, doğal peyzajın, flora ve faunanın korunmasıdır. Bu alanlarda gerçekleştirilecek faaliyetlerde koruma-kullanma dengesi esas olup altyapı ihtiyacı ileri sürülerek koruma statüsünün içeriğinin fiilen ortadan kaldırılması kabul edilemez. Yüksek gerilim direklerine ulaşılması amacıyla dağ yamaçlarının iş makineleriyle yarılması, yeni yollar açılması, orman ve bitki örtüsünün temizlenmesi, ağaçların köklerinden sökülmesi ve doğal topoğrafyanın değiştirilmesi, faaliyetlerin ilgili koruma hükümlerine ve alınmış izinlere uygun olup olmadığının ciddi şekilde araştırılmasını gerektirmektedir.

Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonunun doğal sit alanlarının koruma ve kullanma koşullarını belirleyen 109 sayılı İlke Kararında, kesin korunacak hassas alanların ulusal ve uluslararası öneme sahip tür, habitat ve ekosistemleri barındıran, biyolojik, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri nedeniyle korunması gereken ve insan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksek alanlar olduğu açıkça kabul edilmiştir. Bu düzenlemenin amacı, korunan alanların yalnızca kâğıt üzerinde korunması değil; topografyasının, bitki örtüsünün, ekolojik bütünlüğünün ve doğal siluetinin fiilen korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasıdır.

Bu nedenle özellikle enerji iletim hattının geçtiği güzergâhta doğal sit statüsüne ilişkin bütün kurul kararlarının, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararlarının, proje izinlerinin ve koordinatlarının getirtilmesi gerekmektedir. İlgili kurum tarafından enerji iletim hattının yapılmasına izin verilmiş olması dahi sınırsız şekilde yol açılabileceği, ağaç sökülebileceği, yamaçların parçalanabileceği veya izin verilen alanın dışına çıkılabileceği anlamına gelmez. İzin mevcut ise çalışmanın bu iznin koordinat, genişlik, yöntem ve çevresel koruma şartlarına uygun yürütülüp yürütülmediği ayrıca araştırılmalıdır.

3-Çalışmalar sırasında yapılan yol açma ve kazı işlemlerinin vadinin jeolojik ve jeomorfolojik yapısı üzerinde de ciddi etkileri bulunmaktadır. Yamaçlara yapılan kontrolsüz müdahaleler nedeniyle büyük kaya parçalarının aşağıya ve karayoluna düştüğü, böylelikle Tunceli-Pülümür karayolunu kullanan insanların yaşam ve beden bütünlüğü bakımından somut bir tehlike meydana geldiği gözlemlenmektedir. Bu durum yalnızca çevresel zarar kapsamında değerlendirilemez. Karayoluna düşebilecek kaya parçalarının araçlara isabet etmesi veya trafik kazalarına sebebiyet vermesi ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle yapılan kazı ve yol açma işlemlerinin jeoloji ve geoteknik mühendislerince incelenmesi, yamaç stabilitesinin bozulup bozulmadığının belirlenmesi ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınıp alınmadığının araştırılması gerekmektedir.

4-Aynı şekilde çalışma sahalarında meydana gelen yoğun toz, toprak ve ince partikül yayılımı, hem vadi ekosistemini hem de bölgede yaşayan ve yolu kullanan insanların sağlığını etkilemektedir. Kazı ve yol açma işlemlerinden kaynaklanan malzemenin nereye bırakıldığı, Pülümür Çayı'na veya dere yataklarına hafriyat dökülüp dökülmediği, yağışlarla birlikte gevşek malzemenin su kaynaklarına taşınıp taşınmadığı araştırılmalıdır. Pülümür Çayı yalnızca bir su kaynağı olmayıp vadi ekosisteminin ana unsurlarından biridir. Çaya ulaşabilecek hafriyat, toprak ve sedimentin sucul yaşam üzerinde yaratacağı etki de bilirkişiler tarafından incelenmelidir.

5-Yaz aylarında Pülümür Vadisi ve Pülümür Çayı bölge halkının yoğun olarak kullandığı doğal yaşam ve dinlenme alanlarından biridir. İnsanlar sıcak yaz aylarında Pülümür Çayı'ndan ve vadi içerisindeki doğal alanlardan yararlanmaktadır. Vadinin karşılıklı yamaçlarına yüksek gerilim direklerinin yerleştirilmesi, direklere ulaşmak için yeni yollar açılması, ağır iş makinelerinin çalışması, toz oluşumu, kaya düşmesi riski ve doğal alanların şantiye görüntüsüne dönüşmesi, bölge halkının doğal çevreden güvenli biçimde yararlanmasını önemli ölçüde engellemektedir. Bu durum aynı zamanda Anayasa'nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile doğrudan ilgilidir.

6-Anayasa'nın 56. maddesi uyarınca çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek yalnızca vatandaşların değil aynı zamanda Devletin pozitif yükümlülüğüdür. Kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş tarafından yürütülen altyapı faaliyetinin kamu hizmetine yönelik olması, çevrenin ve korunan alanların korunmasına ilişkin anayasal yükümlülüğü ortadan kaldırmamaktadır. Aksine kamu kurumlarının faaliyetlerinde çevresel değerlerin korunması konusunda daha yüksek bir özen göstermesi gerekmektedir.

7-2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinde doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunmasının esas olduğu kabul edilmiş; ulusal mevzuat ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle koruma statüsü kazandırılmış alanlar ile ekolojik değeri olan hassas alanların planlarda gösterilmesi ve koruma statüsü kazandırılmış alanların plan kararı dışında kullanılmaması esası benimsenmiştir. Bu hüküm karşısında Pülümür Vadisi'nde yapılan faaliyetlerin koruma statülerine ve onaylı planlara uygunluğunun araştırılması zorunludur.

8-Olayın ayrıca uluslararası çevre hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi), yabani flora ve fauna ile bunların doğal yaşam ortamlarının korunmasını, özellikle korunması gereken türlerin habitatlarının bozulmasının önlenmesini taraf devletlerin yükümlülüğü hâline getirmektedir. Pülümür Vadisi'nin zengin flora ve fauna varlığı dikkate alındığında, enerji iletim hattı güzergâhının yaban hayatı üzerindeki etkileri yalnızca ağaç kesimi üzerinden değil, habitat parçalanması, üreme ve beslenme alanlarının bozulması, kuşların yüksek gerilim hatlarıyla etkileşimi, gürültü, toz ve insan faaliyetinin artması yönlerinden de incelenmelidir.

9-Türkiye'nin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi de biyolojik çeşitliliğin korunmasını ve doğal habitatların mümkün olduğunca yerinde korunmasını temel yükümlülüklerden biri olarak kabul etmektedir. Bu kapsamda Pülümür Vadisi gibi biyolojik çeşitliliği yüksek ve koruma statüsüne sahip bir alanda yürütülen faaliyetin yalnızca projenin teknik gereklilikleri yönünden değil, habitat bütünlüğü ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki kümülatif etkileri bakımından değerlendirilmesi gerekir.

10-Yine Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Peyzaj Sözleşmesi, peyzajın çevresel, kültürel ve toplumsal değerini esas almakta ve peyzajların korunması, yönetilmesi ve planlanması konusunda taraf devletlere yükümlülükler yüklemektedir. Pülümür Vadisi'nin karşılıklı yamaçlarına yüksek gerilim direkleri yerleştirilmesi ve bu direklere ulaşmak amacıyla yeni servis yollarının açılması, tek tek her direğin kapladığı alan üzerinden değil, vadinin bütünsel doğal peyzajı ve silueti üzerinde yarattığı toplam etki dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

11-Ayrıca 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca enerji iletim hattı ve yol gibi altyapı tesisleri için ormanlık alanlarda gerekli izinlerin alınması zorunludur. Bu nedenle Orman Bölge Müdürlüğünden enerji nakil hattı ve açılan yollar bakımından verilmiş bütün izinlerin, izin krokilerinin, koordinatlarının, ağaç kesme veya sökme izinlerinin ve saha teslim tutanaklarının getirtilmesi gerekmektedir. İzin verilen güzergâh dışında yol açılıp açılmadığı, izin verilen genişliğin aşılıp aşılmadığı ve izin verilen miktardan fazla ağaca müdahale edilip edilmediği yerinde yapılacak keşifle belirlenmelidir.

12-Bunun yanında projenin 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği kapsamında ÇED sürecine tabi olup olmadığı, tabi ise ÇED Olumlu, ÇED Gerekli Değildir veya sair kararların bulunup bulunmadığı, projede sonradan güzergâh değişikliği veya kapasite/proje değişikliği yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Projenin bölümlere ayrılarak çevresel değerlendirme yükümlülüğünden kaçınılıp kaçınılmadığının da incelenmesi gerekir. ÇED veya proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen çevresel önlemlerin sahada uygulanıp uygulanmadığı ayrıca belirlenmelidir.

13-Mevcut durumda gözlemlenen ağaç sökümleri, yol açma faaliyetleri, yamaçların tahribi, kaya düşmeleri ve yoğun toz oluşumu, faaliyetlerin çevresel ve teknik denetiminin yeterli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda ciddi şüphe oluşturmaktadır. Soruşturmanın yalnızca TEİAŞ tarafından sunulacak izin belgelerinin dosyaya alınmasıyla sınırlandırılmaması, alanında uzman bağımsız bilirkişilerle mahallinde keşif yapılması gerekmektedir.

Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığı’nızca ivedilikle mahallinde keşif ve delil tespiti yaptırılarak mevcut tahribatın çalışma devam ederken kayıt altına alınması önem taşımaktadır. Zira çalışmalar ilerledikçe mevcut doğal yapının önceki durumunun tespit edilmesi güçleşecek, sökülen ağaçlar ve bozulan arazi üzerinde sonradan yapılacak düzenlemeler maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını zorlaştıracaktır.

KANITLAR VE YAPILMASINI TALEP ETTİĞİMİZ SORUŞTURMA İŞLEMLERİ;

1-TEİAŞ Genel Müdürlüğünden Tunceli Merkez-Pülümür güzergâhında yürütülen enerji iletim hattı projesinin tamamının, proje paftalarının, direk koordinatlarının, servis yollarının ve yüklenici firma bilgilerinin istenmesine,

2-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden güzergâhın Nitelikli Doğal Koruma Alanı, Kesin Korunacak Hassas Alan ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı sınırlarıyla çakışmasını gösteren sayısal verilerin ve haritaların teminine,

3-Her bir enerji iletim hattı direğinin koordinatının ve bu direklere ulaşmak için açılan yolların koordinatlarının doğal sit haritalarıyla ayrı ayrı çakıştırılmasına,

4-Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonundan proje hakkında alınmış bütün izin ve uygun görüşlerin getirtilmesine,

5-Orman İşletme Müdürlüğü ve ilgili Orman Bölge Müdürlüğünden enerji iletim hattı, direk sahaları ve servis yolları için verilen bütün izinlerin, ağaç kesme ve sökme izinlerinin, saha teslim tutanaklarının ve koordinatlarının getirtilmesine,

6-ÇED sürecine ilişkin bütün kararların, proje tanıtım dosyalarının, ÇED dosyasının, kurum görüşlerinin ve çevresel taahhütlerin getirtilmesine,

7-Çalışmaların izin verilen proje ve güzergâh dışına çıkıp çıkmadığının belirlenmesine,

8-Kaç adet ağacın kesildiğinin veya kökünden söküldüğünün ve bunların türlerinin belirlenmesine,

9-Yol açılması nedeniyle meydana gelen toprak, kaya ve hafriyat miktarının ve bunların nereye bırakıldığının tespitine,

10-Pülümür Çayı'na doğrudan veya yağışlar yoluyla hafriyat, toprak ve sediment ulaşması ihtimalinin incelenmesine,

11-Karayoluna kaya düşmesine sebebiyet veren yamaç müdahalelerinin belirlenerek insanların can güvenliği açısından risk değerlendirmesi yapılmasına,

12-Elektrik-elektronik mühendisi, çevre mühendisi, orman mühendisi, jeoloji mühendisi, biyolog/ekolog ve gerektiğinde şehir ve bölge plancısı ile peyzaj mimarından oluşacak üniversitelerden seçilecek bağımsız bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılmasına,

13-Çalışmalar başlamadan önceki uydu görüntüleri ile güncel uydu görüntülerinin karşılaştırılarak açılan yeni yolların, tahrip edilen orman alanlarının ve değiştirilen yamaç yapısının tespitine,

14-Tunceli-Pülümür karayoluna düşen kaya parçalarına ilişkin Karayolları, jandarma, AFAD ve diğer kamu kurumlarında bulunan tutanak ve kayıtların getirtilmesine,

15-Sorumluluğu bulunan TEİAŞ görevlileri ile yüklenici ve alt yüklenici şirket yetkililerinin tespit edilerek ifadelerinin alınmasına,

16-Yapılacak inceleme sonucunda koruma mevzuatına, ÇED kararlarına veya verilmiş izinlere aykırılık tespit edilmesi hâlinde ilgili idari makamlara derhâl bildirim yapılarak telafisi güç veya imkânsız yeni çevresel zararların meydana gelmesinin önlenmesi amacıyla gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz.

Tanık ifadeleri, video kayıtları, haber sitesi kayıtları.

HUKUKSAL NEDENLER:

1-ANAYASA

2- Türk Ceza Kanunu

3-CMK

4-2872 sayılı Çevre Kanunu

5-2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu

6-6831 sayılı Orman Kanunu

7-ÇED Yönetmeliği

8-Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik

9-Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonunun 109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı

10-7517 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı

11-Bern Sözleşmesi

12-Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi

13-Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ve ilgili sair ulusal ve uluslararası mevzuat.

SONUÇ VE TALEP:

Yukarıda arz ve izah edilen ve re’ sen dikkate alınacak sair nedenlerle;

1-Tunceli ili, Merkez ilçesinden Pülümür ilçesine kadar uzanan Pülümür Vadisi içerisinde TEİAŞ tarafından yürütülen yüksek gerilim enerji iletim hattı çalışmaları kapsamında doğal sit ve orman alanlarında gerçekleştirilen direk dikme, yol açma, kazı, hafriyat, ağaç kesme ve kökünden sökme faaliyetlerinin hukuka ve verilmiş izinlere uygun olup olmadığının bütün yönleriyle araştırılmasına, çalışma alanlarının koruma statülerinin koordinat bazında belirlenmesine, Nitelikli Doğal Koruma Alanı ve Kesin Korunacak Hassas Alan sınırları içerisinde kalan müdahalelerin ayrıca değerlendirilmesine, proje kapsamında alınması gereken ÇED, doğal sit, orman ve diğer izinlerin eksiksiz olarak getirtilmesine, izinlerin mevcut olması hâlinde çalışmaların izin sınırları içerisinde yürütülüp yürütülmediğinin belirlenmesine, bağımsız ve uzman bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılarak mevcut doğa tahribatının ivedilikle kayıt altına alınmasına, Pülümür Çayı, orman ekosistemi, yaban hayatı, doğal peyzaj ve insan sağlığı üzerindeki mevcut ve muhtemel etkilerin tespitine, karayoluna kaya düşmesi nedeniyle meydana gelen can güvenliği riskinin araştırılmasına, sorumluluğu bulunan TEİAŞ görevlileri ile yüklenici ve alt yüklenici firma yetkililerinin tespit edilerek haklarında gerekli soruşturmanın yürütülmesine, eylemlerine uyan suçlardan kamu davası açılmasına ve devam eden çalışmalar nedeniyle telafisi güç veya imkânsız çevresel zararların ortaya çıkmasının önlenmesi için yetkili idari mercilere derhâl bildirimde bulunulmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

 

 

                                                                                                     TUNCELİ BAROSU BAŞKANI

                                                                                                            AV. DOĞUKAN KUDAT