Türkiye siyasi tarihinin iki karanlık sayfası olan 33 Kürt Vatandaşımızın katledildiği 33 Kurşun Katliamı ile Roboski Katliamı yalnızca benzer coğrafyalarda ve benzer gerekçelerle yaşanmış trajediler değil; aynı zamanda cezasızlık ve iktidarların sorumluluktan kaçışı açısından da birbirini tamamlayan örneklerdir.
1943 yılında Van’ın Özalp ilçesinde yaşanan 33 Kurşun Katliamı’nda, devlet görevlilerinin emriyle 33 sivilin öldürülmesi, dönemin “güvenlik” anlayışının insan hayatını ne denli kolay gözden çıkarabildiğini göstermiştir. O dönem tek parti yönetimi altında olan devlet, olayı bir “kaçakçılık” ve “asayiş” meselesi olarak sunmuş; failler ise ya korunmuş ya da sembolik süreçlerle aklanmıştır.
2011 yılında Şırnak/Uludere/Roboski’de yaşanan katliamda ise teknoloji değişmiş, iktidar değişmiş, bu kez de sınır hattında yaşayan siviller, bu kez hava bombardımanı sonucu yaşamını yitirmiş; olay “istihbarat hatası” olarak tanımlanmıştır. Ancak burada da fail, somut olarak ortaya konmamış; karar zincirindeki hiçbir üst düzey yetkili gerçek anlamda yargı önüne çıkarılmamıştır.
Her iki olayda da fail yalnızca tetiği çeken ya da emri veren kişi değil, bu kararları mümkün kılan sistemin kendisidir.
33 Kurşun Katliamı’nda dahi olayın sorumlusu General Mustafa Muğlalı hakkında yargılama yapılmışken, Roboski’de ise dosya yıllarca sürüncemede bırakıldıktan sonra “takipsizlik” ve “yetkisizlik” kararlarıyla kapatılmıştır.
Adalet arayan aileler için hukuk, bir çözüm değil; bir travma kaynağı olmuştur.
33 Kurşun Katliamı, tek parti döneminin otoriter yapısı içinde gerçekleşmiştir. Devletin eleştirilemediği, hesap sorulamadığı bir siyasal iklimde yaşanan bu olay, örtbas edilmiştir.
Roboski ise çok partili hayatın, seçimlerin ve demokratik söylemlerin olduğu bir dönemde yaşanmıştır.
Gerçek adalet, yalnızca geçmişi anmakla değil; failiyle, emriyle ve siyasi sorumluluğuyla hesaplaşmakla mümkündür.
Katliamlar arasındaki bağ, tarihsel bir tesadüf değil; cezasızlıkla beslenen bir sürekliliğin sonucudur.
Yaşam hakkını, insan onurunu ve adalet mücadelesini savunma sorumluluğunun bilinciyle; cezasızlığa karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdürmeye, mağdurların ve ailelerinin yanında olmaya devam edeceğim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Dersim Barosu Başkanı
Av. Doğukan KUDAT