TUNCELİ
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
Meslektaşımıza Yönelik Saldırıyı Kınıyoruz
Tarih: 21.10.2014 23:00:00 | Okunma Sayısı: 1481 | | |

 

Baromuz ve İHD Dersim Şubesi tarafından Av. Suna Bilgin'e yönelik kolluk tarafından gerçekleştirilen hakarete ilişkin ortak basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada aynı zamanda İHD Dersim Şube yönetici olan Bilgin'e gerçekleşen saldırı kınandı ve sürecin takipçisi olunacağı dile getirildi. Baromuzun konuya ilişkin açıklaması aşağıdadır.
 
 MESLEKTAŞIMIZA YÖNELİK SALDIRIYI KINIYORUZ!
 

Toplumsal barış ve özgürlüklerin hâkim olduğu bir düzenin kurumsallaşması, adalete dayalı demokratik hukuk devletinin tüm kurumlarıyla birlikte çalışıyor olmasına bağlıdır.  Devletin zor aygıtları, hak ve özgürlükleri temel alan hukuk mekanizmasının kontrol ve denetiminde değilse o ülke artık polis devleti haline gelmiş demektir. Hak ve özgürlüklerin polisin insafına terk edildiği bir ortamdaysa,  barış ve özgürlükten bahsetmek imkânsızlaşmaktadır.  

 

Bu genel çerçeveyi ülkemiz somutuna uyguladığımızda ise karşımıza hiçte parlak bir tablonun çıkmadığını ifade etmek isteriz. Polis fezlekelerinin karar haline geldiği düzinelerce yargılama tüm sonuçlarıyla birlikte orta yerde duruyorken, kolluğa verilecek yeni yetkilerle polis devleti kurumsallaştırılmak istenmektedir. Güvenlik gerekçesiyle yapılacak yeni düzenlemeleri, geride bıraktığımız yakın geçmişte yaşadıklarımızla birlikte değerlendirdiğimizde son derece vahim uygulamaların bizleri beklediğini söyleyebiliriz. Tüm bu gerçeklikler içersinde, hak ve özgürlüklere yönelik saldırılar karşısında yurttaşın savunma hakkını temsil eden biz avukatlara yönelik yaklaşım, bundan önce olduğu gibi bundan sonrada demokratik hukuk devleti açısından turnusol görevini görecektir.  Hemen ifade etmek isteriz ki devletin zor aygıtlarını elinde bulunduranların bu alandaki düzenleme ve uygulamaları tam anlamıyla savunmayı bertaraf etmek üzerine kuruludur. Ve öyle anlaşılıyor ki bundan sonrada bu anlayış değişmeyecektir.

 

Geride bıraktığımız Pazar günü Baromuz avukatlarından Av. Suna BİLGİN’e yönelik kolluk tarafından gerçekleştirilen hakaret ve tehdit,  yukarıda bahsettiğimiz anlayışın bu dönem de aynen devam ettirileceğini gösteriyor bize. 19 Ekim tarihinde köyüne gitmek için aracıyla hareket halinde olan meslektaşımızın aracı polis tarafından durdurulmuş, usule aykırı olarak araçta arama yapılmış ve talep etmesine rağmen kendisine arama kararı gösterilmemiştir. Meslektaşımız tüm bunlar karşısında, görevli kolluğa avukat olduğunu söyleyerek yapılan işlemin usulsüz olduğunu ifade etmiştir. Ancak bu çabadan herhangi bir sonuç alamadığı gibi, bir polis memuru tarafından kendisine hakaret ve tehditte bulunulmuştur.  Hakkında suç duyurusunda da bulunduğumuz polis, meslektaşımızın üzerine yürümeye kalkmıştır. Polisi bu denli pervasız ve sorumsuzca hareket etmesine zemin sunan gerçeklik yukarıda bahsettiğimiz polis devleti anlayışıdır. Yargı mekanizmasının kurucu bileşeni, hak ve özgürlüklerin güvencesi olan savun hakkının taşıyıcısı biz avukatlara gerçekleşen bu tür saldırılarla hak mücadelesi veren kesimlere mesaj verilmek istenmektedir.

 

Polis sözünün fezleke delaletiyle karara dönüştüğü bir düzen açısından savunma mesleğinin çokta sevecen olmadığı açıktır. Ondandır ki geride bıraktığımız yakın geçmişte biz avukatlar üzerindeki baskı ve saldırılar hat safhaya varmıştır. Bizzat iktidar sahiplerince kahraman ilan edilen polislerce meslektaşlarımıza gerçekleşen saldırılar yalnızca operasyonlarla sınırlı kalmamış, adliye koridorlarına kadar varan fiziki saldırılarla giderek boyutlanmıştır. Bizler Tunceli Barosu olarak bu alayda olduğu gibi meslektaşlarımıza gerçekleşen her saldırıyı savunmaya yapılmış bir saldırı olarak kabul ediyoruz. Polisin kendisini yargı mekanizmalarının yerine koyarak muktedirin elinde demoklesin kılıcı rolünü oynamasının adı olan polis devleti ve onun gerek meslektaşlarımıza ve gerekse de yurttaşa karşı gerçekleştireceği tüm hukuk ve özgürlük dışı uygulamanın karşısında olacağımızın altını çizmek istiyoruz. Barış ve çözüm süreci olarak adlandırılan bir tarihsel kesitten geçildiği iddiasına rağmen, güvenlik gerekçesiyle gerek şehrimizde gerekse de ülke genelinde tutuklamalara kadar varan uygulamaların yaşanması barış ve çözüme olan inancı ortadan kaldırmaktadır.

 

Tunceli Barosu olarak bu süreçte de yaşanan her türlü hak ihlalinin karşısında olmaya devam edeceğiz. Meslektaşımıza karşı polis tarafından gerçekleşen saldırının failinin bulunması ve hakkında gerekli yasal işlemlerin ivedilikle yapılması için sürecin takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz. 

 

 TUNCELİ BAROSU

 

22.11.2017 Çarşamba